<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/3075">
<title>Diş Hekimliği Fakültesi</title>
<link>http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/3075</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5586"/>
<rdf:li rdf:resource="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5585"/>
<rdf:li rdf:resource="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5584"/>
<rdf:li rdf:resource="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5583"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-04T05:53:31Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5586">
<title>Yeni geliştirilen bir peptid zincirinin süt ve daimi diş minesinde remineralizasyona etkisinin IN VITRO koşullarda incelenmesi</title>
<link>http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5586</link>
<description>Yeni geliştirilen bir peptid zincirinin süt ve daimi diş minesinde remineralizasyona etkisinin IN VITRO koşullarda incelenmesi
Altunbaş, Kadriye
Amaç: Minenin remineralizasyonunda peptitlerin kullanımı araştırmacıların ilgisini çeken güncel konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı; yeni geliştirilen farklı peptit ajanlarının, süt ve daimi azı dişlerinde yapay olarak oluşturulan başlangıç çürük lezyonları üzerindeki remineralize edici etkisinin, F ve kontrol gruplarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmesidir. Yöntem: Çalışmamız 2 basamakta tamamlanmıştır. Ön çalışmada 44 adet süt ve daimi diş mine örnekleri kullanılmıştır. Yeni sentezlenen P1, P2 ve P3 peptitlerinin (GenScript, A.B.D) 200 ve 400 µg/ml' lik konsantrasyonları kullanılmıştır. Mine örneklerinin başlangıç, demineralizasyon ve remineralizasyon sonrası SEM-EDX analizleri yapılmıştır. Kapsamlı çalışmada her grupta 18 mine örneği olacak şekilde 144 adet süt ve daimi diş mine örneklerine SEM-EDX analizi, 180 adet süt ve daimi diş mine örneklerine Vickers mikrosertlik testi yapılmıştır. Bulgular: Ön çalışmanın SEM-EDX sonuçları değerlendirildiğinde; P2 ve P3 peptidinin remineralizasyon potansiyelinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kapsamlı çalışmada, EDX sonuçlarına göre P2 grubundaki süt dişlerinin remineralizasyon sonrası Ca+2 değerlerindeki artış, kontrol grubundaki süt ve daimi dişlerin Ca+2 değerindeki artıştan istatistiksel olarak fazladır (sırasıyla; p:0,001 ve p:0,006). P2 grubundaki daimi dişlerinin remineralizasyon sonrası Ca+2 değerlerindeki artış, kontrol grubundaki daimi dişlerin Ca+2 değerlerindeki artıştan fazladır (p: 0,038). P2 grubundaki süt dişlerinin Vickers mikrosertlik dereceleri; P2 daimi, P2+P3 süt, kontrol süt dişi grubundaki örneklerin mikrosertlik derecelerine göre anlamlı derecede daha yüksektir (p≤0,05). Daimi dişlerde P2 ve P3 peptidi ayrı ayrı uygulamak yerine P2+P3 şeklinde uygulamak örneklerin mikrosertlik değerini artırma açısından daha etkili bulunmuştur. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p≤0,05). Mikrosertlik sonuçlarına göre; F uygulaması süt dişlerinde P2+P3' ten daha etkili iken, daimi dişlerde P2+P3 uygulaması F uygulamasından daha etkili bulunmuştur. Sonuç: Yeni geliştirilen peptitlerin süt ve daimi diş başlangıç mine lezyonlarının tedavisinde remineralizasyon amacıyla kullanılabileceği ve F uygulamalarına alternatif olarak geliştirilebileceği kanaatindeyiz. Ancak, yeni sentezlenen peptit zincirlerinin başlangıç çürük lezyonlarının remineralizasyonu üzerine etkinliğinin kesin olarak belirlenebilmesi için daha çok sayıda in vivo ve in vitro çalışma yapılması gerekmektedir.
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5585">
<title>Hemofili hastası çocuk ve adölesanlarda ağız ve diğ sağlığı bulgularının değerlendirilmesi</title>
<link>http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5585</link>
<description>Hemofili hastası çocuk ve adölesanlarda ağız ve diğ sağlığı bulgularının değerlendirilmesi
Çalışır, Kübra Yılmaz
Amaç: Çalışmamızın amacı hemofili hastası çocuk ve adölesanların, diş çürüğü, oral hijyen durumları, tükürük tamponlama kapasitesi, tükürük akış hızı, Streptococcus mutans (S. mutans) ve laktobasil seviyelerini değerlendirmek, yaş ve cinsiyet ile uyumlu sağlıklı hastalarla sonuçları karşılaştırmaktır. Yöntem: Yaşları 4-17 (ort: 9,90±4,38) arası değişen, 43 hemofilili erkek ve yaşları 6-15 (ort: 9,62±2,34) arası değişen sağlıklı 40 erkek çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Hemofili hastaları ve sağlıklı kontrol grubunun başlangıç oral hijyen indeksi (OHI), plak indeksi (PI), gingival indeksi (GI), diş taşı indeksi, DMFT, dft, tükürük akış hızı, tükürük tamponlama kapasitesi ve S. mutans ve laktobasil değerleri kaydedilmiştir. Oral hijyen eğitimleri verilip, gerekli tedavileri için ilgili kliniklere yönlendirilen hemofili hastalarının altıncı ayda aynı ölçümleri tekrar yapılmış ve elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışma grubunun başlangıç OHI, PI, GI, diş taşı indeksi, DMFT değeri ve S. mutans düzeyi kontrol grubundan istatistiki olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p&lt;0,005). Çalışma grubunun 6 ay sonraki OHI, PI, diş taşı indeksi ve S. mutans seviyelerinde başlangıç değerlerine göre anlamlı bir iyileşme görülmüş olup, kontrol grubu ile aralarındaki istatistiksel farklılık ortadan kalkmıştır. Çalışma grubu tükürük akış hızı ve tamponlama kapasitesinin altıncı ayda arttığı görülmüştür (p&lt;0,05). Sonuç: Hemofili hastalarına oral hijyen eğitimleri verildikten sonra yapılan 6. ay kontrol randevularında oral hijyen durumunun istatistiki olarak anlamlı ölçüde düzeldiği ve sağlıklı kontrol grubuyla aynı seviyeye geldiği görülmüştür. Bu sebeple, sistemik hastalıklara sahip çocuklarda, multidisipliner tedavi yaklaşımı önemlidir.
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5584">
<title>Gömülü yirmi yaş cerrahilerinde dental loupe kullanımının intraoperatif ve postoperatif etkilerinin değerlendirilmesi</title>
<link>http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5584</link>
<description>Gömülü yirmi yaş cerrahilerinde dental loupe kullanımının intraoperatif ve postoperatif etkilerinin değerlendirilmesi
Öztürk, Canan
Amaç: Gömülü 20 yaş dişi çekimini takiben gelişen komplikasyonlar genellikle geçici olmasına rağmen, postoperatif dönemde hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Meydana gelebilecek komplikasyonları önlemek için çeşitli destekleyici yaklaşımlar önerilmiş olmasına karşın, ideal yaklaşım konusunda görüş birliği sağlanamamıştır. Dental loupe kullanımı, periodontal cerrahi işlemler ve kök ucu cerrahi işlemlerde başarı oranını artırmaktadır. Literatürde daha önce gömülü yirmi yaş dişi çekiminde dental loupe kullanımı ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu sebeple çalışmamızda gömülü 20 yaş dişi operasyonlarında dental loupe kullanımının, operasyon süresi ve operasyon sonrasında ağrı, ödem ve trismus üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bilateral, mezioangular pozisyonlu gömülü 3. molar dişin çekimi çenenin bir tarafında x3.3 büyütmeli dental loupe kullanılarak, diğer tarafında ise büyütme olmaksızın 20 hastada eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Ödem, hastaların yüzlerinde belirlenen referans noktaları üzerinden preoperative dönemde ve postoperatif 3. ve 7.günlerde esnek cetvel kullanılarak yapılan ölçümler ile değerlendirilmiştir. Ağrı şikayetlerinin değerlendirmesi Görsel Analog Skala (VAS) ile yapılmıştır. Bulgular: Gözlem sayısı 7 erkek , 13 kadın hastanın mandibulasından iki taraflı toplanan veriler doğrultusunda 40 olarak kaydedildi. Büyütme altında ve büyütme olmaksızın yapılan cerrahilerde; operasyon süresi, operasyon sonrası 3. ve 7.günlerde ağrı, ödem ölçümlerinde istatistiksel olarak fark görülmemiştir. (p değerleri 0.069 ila 0.895 arasında). Sonuç: Dental loupe kullanımında operasyon süresi uzamıştır. Postoperative ağrının hızlı bir azalma göstermesinin, dental loupe ile yapılan işlemin atravmatik olması ilgili olabileceği sonucuna varılmıştır.
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5583">
<title>Farklı döner eğe sistemleri kullanılarak yapılan kök kanal preparasyonu sırasında apikalden taşan debris miktarının değerlendirilmesi</title>
<link>http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/xmlui/handle/123456789/5583</link>
<description>Farklı döner eğe sistemleri kullanılarak yapılan kök kanal preparasyonu sırasında apikalden taşan debris miktarının değerlendirilmesi
Çiloğlu, Özge
Amaç: Bu çalışmanın amacı, çekilmiş tek köklü insan alt çene premolar dişlerinin kanal şekillendirmesi sırasında, farklı Ni-Ti döner eğe sistemlerinin apikalden taşan debris miktarının ve çalışma zamanlarının karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Bu çalışmada, 60 adet çekilmiş tek köklü insan alt çene premolar dişi kullanılmıştır (n:15). Kök kanalları ProTaper Gold, HyFlex EDM, iRace eğe sistemleri ve el eğeleri kullanılarak şekillendirilmiştir. Deney düzeneğinde apikalden taşan debris, daha önceden ağırlığı hassas terazi ile tartılmış Eppendorf tüplerinde toplanmıştır. Tüpler içindeki distile suyun buharlaşması için 70 0C'de 5 gün boyunca inkübatörde bekletilmiş, kalan debris ağırlıkları hassas terazi ile tartılarak hesaplanmıştır. Preparasyon sırasında eğelerin toplam çalışma süresini belirlemek için dijital kronometre kullanılmıştır. Eğe sistemlerinin apikalden taşan debris değerlerine ilişkin ortalamalar arasındaki fark Kruskal-Wallis testi kullanılarak incelenmiş; ikişerli karşılaştırmalar Dunn-Bonferroni düzeltme yöntemiyle değerlendirilmiştir. Eğe sistemlerinin çalışma zamanı değerlerine ilişkin ortalamalar Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi kullanılarak incelenmiştir. ANOVA sonrası ikili karşılaştırmalar Post Hoc testlerinden Dunnett's T3 testiyle yapılmıştır. Anlamlılık p&lt;0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Elde edilen verilerle tüm gruplar arasında en az debris taşıran sistemin iRace (P&lt;0.05), en kısa çalışma zamanı gerektiren eğelerin ise iRace ve HyFlex EDM sistemleri olduğu gözlenmiştir (P&lt;0.05). Sonuç: Bu çalışma sonucunda bütün eğe sistemleri apikalden debris taşmasına neden olmuştur. iRace eğe sisteminin apikalden daha az miktarda debris taşırdığı ve çalışma zamanı açısından avantajlı olduğu söylenebilir.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
